Burdasınız : Anasayfa > İ > İklim Kuşağı Nedir


Sponsorlu Baglantilar


Yaziyla ilgili Resimler

İklim Kuşağı
İklim Kuşağı Nedir
Ekleyen : admin Okunma : 1324
Ekl.: 03-12-2013 Gün.: 03-12-2013

Bu Yazıda Neler Var

  • İklim Kuşakları
  • Matematik İklim Kuşakları
  • Sıcaklık Kuşakları
  • Sıcak Kuşak
  • Orta Kuşak
  • Soğuk Kuşak
  • Ilıman İklim Kuşağı
  • Ilıman Kuşak
  • Geçiş Bölgesi
  • Güç Kaynağı Olarak Güneş
  • Köppen Sınıflandırması
  • İlgili Yazılar

    01 | Türkiyede Görülen İklim Tipleri
    02 | Akdeniz İklimi
    03 | Karasal İklim
    04 | Karadeniz İklimi
    05 | Mevsim
    06 | Kutup İklimi
    07 | İklim
    08 | İklimin Etkileri
    09 | Tundra İklimi
    10 | İklim Kuşağı
    11 | Ekvatoral İklim
    12 | Savan İklimi
    13 | Ilıman Kuşak İklimleri
    14 | Çöl İklimi
    15 | Muson İklimi
    16 | İklim Tipleri
    17 | Soğuk Kuşak İklimleri
    18 | İklimin Turizme Etkisi
    19 | Sıcak Kuşak İklimleri
    20 | İklimin Toprağa Etkisi
    21 | İklimin çevre üzerine etkileri
    22 | İklimin Nüfus ve Yerleşmeler Üzerine Etkisi
    23 | İklimin Tarıma Etkisi
    24 | İklimin Doğal Bitki Örtüsüne Etkisi
    25 | İklimin Kara ve Deniz Sularına Etkisi

    En Son Eklenenler

    08 | Yakıt Yakıt

    İklim kuşağı yıl içinde güneş ışınlarının dünyaya geliş açılarının farkından dolayı ortaya çıkmıştır. Bu kuşaklar güneş ışınlarını geliş açısına göre farklı sıcaklık değerlerine sahiptir. Kısaca iklim kuşakları eksen eğikliğine bağlı olarak ortaya çıkmıştır. Buna göre ekvator ile dönenceler arasındaki alana tropikal kuşak, dönenceler ile kutup daireleri arasındaki alanlara orta kuşak, kutup daireleri ile kutup noktaları arasındaki alana da kutup kuşağı denir.

    İklim Kuşakları

    İklim kuşaklarıyeryüzünün üstüne düşen güneş ışınlarına göre ayırma işi Antik Çağ’dan beri yapılmaktadır. Buna göre dönenceler arası (23,5° kuzey ve güney enlemleri arası) tropik kuşak, dönencelerle kutup kuşakları arasındaki bölge ılıman iklim kuşağı, kutup daireleri (66,5° kuzey ve güney enlemleri) ile Kuzey ve Güney kutupları arasında kalan bölge de soğuk bölge olarak anılmıştır. Bu, Güneş ışınlarının astronomik olarak dağılışına göre yapılmış bir ayrımdır; günlük ve yıllık oynamaların daha az olmasına yol açarak nemli okyanus iklimini oluşturan denizlerin etkisi hesaba katılamamıştır. Deniz iklimi ile kıtaların iç bölgelerinde görülen kara iklimi birbirlerinden oldukça farklı olabilir. Örneğin, İzlanda’nın güneyindeki Faroe Adaları ile Sibirya’daki Yakutsk yaklaşık aynı paralel (62) üstünde yer alırlar, ama Gulf Stream’in kıyılarından geçtiği Faroe Adaları’nda ocak ayı ısısı +3,2 dereceyken, kara ikliminin egemen olduğu Yakutsk’ta –43,3 derecedir. Buna karşılık ortalama temmuz sıcaklığı birincide +10,6 dereceyken, ikincide +19,0 derece olur.

    Herkes tarafından benimsenmiş ideal bir iklim kuşakları ayrımı yoktur. Kuşaklar genellikle yalnızca ısı ve yağışa göre belirlenmiş ve bunların canlılar dünyası, yani bitki ve hayvanlar üstündeki etkilerine göre düzenlenmiştir. Doğal olarak, belirli bir iklimin egemen olduğu yerde de orman, step, çöl ya da tundra gibi belirli bir bitki örtüsü bulunur.

    Matematik İklim Kuşakları

    Eksen eğikliği etkisiyle aydınlanma süreleri birbirinden farklı olan ve her iki yarımkürede birbirinin simetriği şeklinde ortaya çıkan alanlara matematik iklim kuşakları denir.Matematiki iklim kuşakları ile sıcaklık kuşakları birbirinden farklıdır. Çünkü matematiki iklim kuşaklarında eksen eğikliği, sıcaklık kuşaklarında ise sıcaklıklar esas alınmıştır.

    Ekvator’la Ekliptik arasındaki açı 23˚27’ dan daha büyük olsaydı;
    1. Dönenceler Ekvator’dan uzaklaşırdı.
    2. Kutup daireleri de Kutup noktalarında uzaklaşırdı.
    3. Tropikal kuşak ve Kutup kuşağı genişler, Orta kuşak daralırdı.
    4. Güneş ışınlarının dik geldiği alanlar genişlerdi.
    5. Gece ve gündüz arasındaki zaman farkı artardı (Ekvator hariç).
    6. Mevsimlik sıcaklık farkları artardı.
    7. Ekvator çevresinde ortalama sıcaklık azalırdı.

    Ekvator’la ekliptik arasındaki açı 23˚27’ dan küçük olsaydı yukarıdaki sonuçların tam tersi olurdu.

    Eksen eğikliği olmasaydı;
    * Güneş ışınları sadece Ekvator’a dik açıyla gelirdi.
    * Mevsimler oluşmazdı.
    * Gece gündüz süreleri her yerde yıl boyu eşit olurdu.
    * Dünya’nın yaşanabilir alanı daralırdı.
    * Orta kuşak sürekli bahar mevsimini yaşardı.
    * Kutuplar sürekli alacakaranlığı yaşardı.
    * Ekvator daha sıcak, kutuplar daha soğuk olurdu.

    Sıcaklık Kuşakları

    Sıcaklık kuşaklarının sınırları deniz seviyesine indirgenmiş sıcaklık esas alınarak belirlenir. Sıcaklık kuşaklarının oluşmasında Yer’in şekli, kara ve denizlerin dağılışı, sıcak ve soğuk su akıntıları ile genel hava dolaşımı etkili olmuştur.

    Sıcak Kuşak

    Yıllık ortalama deniz seviyesi sıcaklıklarının 20˚C ve üzerinde olduğu alanları kapsar. Sıcak kuşakta yaz şartları egemendir.

    Orta Kuşak

    Yıllık ortalama deniz seviyesi sıcaklıklarının 10˚C ve 20˚C arasında olduğu alanları kapsar. Yılda dört mevsimin belirgin şekilde yaşandığı tek kuşaktır. Her türlü yaşam faaliyetine en uygun şartları taşır.

    Soğuk Kuşak

    Yıllık ortalama deniz seviyesi sıcaklıklarının 10˚C’nin altında olduğu alanları kapsar. Soğuk kuşakta kış şartları egemendir. Bu nedenle, her türlü yaşam faaliyeti açısından en olumsuz kuşaktır.Sıcaklık kuşaklarının Kuzey ve Güney Yarımkürelerde farklı genişlikte olmasının temel nedeni; kara ve denizlerin dağılışıdır. Esasen, eksen eğikliğinin doğurduğu sonuçlar istisna kabul edilirse, Kuzey ve Güney Yarımküre arasında oluşan farklılıkların tamamının sebebi de kara ve denizlerin dağılışıdır.

    Ilıman İklim Kuşağı

    İklim Kuşakları ve Doğal Yapı Herdem yeşil ormanlarla kutupaltı tundraları arasında kalan bölgeye ılıman iklim kuşağı denir. Bu kuşak aşırı olmayan sıcaklığının yanı sıra, iklim özelliklerinin çeşitliliğiyle de kendini belli eder. Dünya'nın yüzde 15'ini oluşturan bu kuşakta toplam nüfusun yüzde 48'i yaşar. Ekonomik ve teknolojik açıdan en güçlü ülkeler bu kuşak üzerinde yer alır.

    Ilıman Kuşak

    Dünya nüfusunun yaklaşık yüzde 48’i yeryüzünün yüzde 15’ini oluşturan ılıman kuşakta yaşamaktadır. Pek çok ulus için yaşam alanı oluşturan bu bölge, aynı zamanda ekonomik ve teknik olarak en ileri bölgeleri barındırır. Bu bölgedeki topraklar başka yerlere, örneğin tropik bölgelere göre daha elverişli tarım koşulları sağlamakta ve sürekli bir biçimde işlenebilmektedir. En önemli hammadde kaynaklarından birini oluşturan ahşap, Taş Çağı’ndan bu yana yapı, gemi, araba, mobilya ve araç ile dinsel ve sanatsal nesnelerin yapımında kullanılmaktadır. Doğadaki uygun koşullara, ortaçağdan beri çalışmayı erdem sayan düşünce biçiminin eklenmesiyle bu bölge hızla ilerlemiştir. Bu bölge sanayide kullanılan hammaddeler bakımından da çok zengindir. En önemli yer altı kaynaklarının başında, özellikle Kayalık Dağlar, Apalaşlar, Britanya Adaları, Ruhr bölgesi, Yukarı Silezya ve Mançurya’da bulunan kömür gelir. Bu yatakların varlığı Sanayi Devrimi’nin başlamasında önemli rol oynamıştır.

    Geçiş Bölgesi

    Dönencelerle kutup bölgeleri arasında kalan ılıman iklim bölgesi matematiksel bir bakışla orta kuşak olarak da adlandırılabilir. Bu bölge yeryüzündeki kara alanlarının yüzde 52’sini kaplar. Burada ne gündüzler ve geceler tropik kuşakta olduğu gibi bütün yıl boyunca birbirine eşittir; ne de kutuplardaki gibi altı ay gündüz, altı ay gece yaşanır. Orta Avrupa’da gündüzün uzunluğu ortalama olarak kışın (22 Aralık) 8, yazın (21 Temmuz) 16 saattir. Güneş ışığının mevsimlere göre değişmesiyle ilkbahar, yaz, sonbahar ve kış daha belirgin bir biçimde yaşanır. Bu bölgede ortalama güneşli gün sayısı 1.400-1.800 saat arasında değişir. Bu sayı Kuzey Afrika’da 3.000’i aşarken, İzlanda’da 1.000’in altına düşer. Gene bu bölgedeki ortalama yağış miktarı 500-1.500 mm ile oldukça dengeli bir dağılım gösterir. Ama bu miktar bölgeden bölgeye önemli ölçüde değişebilir. Astropik bölgelerden, kutuplardan, denizlerden ve karalardan gelen hava kütlelerinin bu bölgede karşılaşmasıyla siklonlar ortaya çıkar ve hava kütleleri genel olarak batıdan doğuya doğru hareket eder. Batı ve Orta Avrupa’ya egemen olan iklim özelliklerini bu hava hareketleri belirler.

    Soğuk Kuzeyin Ormanları

    İskandinavya, Sibirya ve Kanada’nın büyük bölümlerini kaplayan ormanlar başta kızıl ve kara çam olmak üzere iğneyapraklı ağaçlardan ve bunların arasına karışan kayın ve akkavak ağaçlarından oluşur. Kışın uzun sürmesi nedeniyle yavaş büyüyen bu ağaçların odunu çok değerlidir. İğneyapraklı ağaçlar yazın kısa süren sıcak günlerinden en çok yararı sağlayacak biçimde kendilerini bu iklime uydurmuşlardır. Eğer yaprakları su kaybına yol açmayacak biçimde incelmemiş ve mumsu bir maddeyle kaplanmamış olsaydı, büyük olasılıkla kışın donan toprak kurumalarına neden olurdu. Bu ormanlardan çeşitli amaçlarla kullanılan kerestenin yanı sıra kağıt hammaddesi olan selüloz elde edilir.

    Yazları Yeşil Yapraklı Ormanlar

    İğne yapraklı ormanların güneyinde karışık ormanlar ve kışın yapraklarını döken ağaçlardan oluşan ormanlar bulunur. Bunlar kıtaların doğu ve batı kıyılarında yoğunlaşır. Buralara egemen olan görece sıcak ve serin iklim onlara her yıl yapraklarını yenileme olanağı sağlar. Bu bölgedeki ağaçların en önemlileri meşe, akçaağaç, dişbudak, ıhlamur, kayın ve karaağaçtır. Kayın genellikle daha yumuşak bir iklimin hüküm sürdüğü deniz kıyılarında yetişir. Sert kışlara dayanıklı ve besin maddelerine fazla gereksinim göstermeyen bir ağaç türü olan meşeye ise Almanya’nın ve Doğu Avrupa’nın karışık ormanlarında rastlanır. İğneyapraklı ağaçlar ötekilere göre daha çabuk büyüdükleri, dolayısıyla da karlı oldukları için, 18. yüzyıldan bu yana yapraklarını döken ağaçların yerine bunlar dikilmeye başlamıştır. Ama kazanca yönelik bu uygulama ekolojik dengeyi bozmakta, orman zararlılarıyla savaşımı güçleştirmekte ve bu ağaçlar fırtınalara dayanıksız olduğu için fırtınalar çevreye büyük zarar vermektedir. Ayrıca toprağın üstüne dökülen iğne yaprakların çok güç çürümesi ve ormanaltı bitki örtüsünün yokluğu toprağın asitliliğini artırmaktadır.

    Orta Avrupa’da Ormanın Öyküsü
    Almanya’nın büyük bölümünün yaprakdöken ağaçlarla kaplı olmasına karşın 1990’da insan eliyle dikilmiş ormanların yüzde 68’ini iğne yapraklı ağaçlar oluşturuyordu. 1800 dolaylarında 2/1 olan yaprakdöken ve iğneyapraklı orman oranı günümüzde ½ oranıyla tersine dönmüş durumdadır. 19. yüzyılın ilk yarısından bu yana kömür kullanımının yaygınlaşması ısınma amacıyla ağaç kesimini azaltmış, ama bu arada madencilikte, demiryolu traverslerinin üretiminde ve sanayide kullanılan ahşap miktarı çok arttığından kesilen ağacın yerine yenisinin yetiştirilmesi önemli bir sorun durumuna gelmiştir. Bu dönemde insan eliyle dikilmiş ormanların sayısı giderek artmıştır. Ama dikilen ağaçların daha çok çamlardan oluşması bazı olumsuz sonuçlara yol açmıştır. Çam ağacı dikilen bölgelerde ağaçlar böceklerin ve mantarların saldırısına uğramış, rüzgarın ve karın etkisiyle yıkılmış ve beslendikleri toprak bir süre sonra verimsizleşmiştir.

    Bugün insan ormanların önemini daha iyi anlamış durumdadır. İnsanlar artık ormanın yalnızca odun ve kereste elde edilen bir yer değil, aynı zamanda suyu çeken ve depolayan, yabanıl hayvanlara yaşama ve beslenme ortamı yaratan, insanlar için dinlenme olanakları da sağlayan bir yer olduğunu, bu nedenle korunması gerektiğini biliyorlar.

    Güç Kaynağı Olarak Güneş

    150 milyon km uzaklıktan her gün yeryüzüne ulaşan güneş enerjisi, yaklaşık 1.200 megawatt kapasiteli 160 milyon tane atom reaktörünün üretimine eşittir. Bu durum Güneş’in, yerküre üstündeki her değişikliğin itici gücü olmasını sağlar. Ama Güneş enerjisi dünya yüzeyine eşit olarak dağılmaz.

    Gece ve gündüzden başka, denizlerle karaların kapladığı yerin farklılığı, bazı yerlerin daha alçakta, bazılarının daha yüksekte bulunması, bulutların gölge yapması, bitki örtüsü ve kayaçların yapısı, uzaydan eşit olarak gelen bu enerjinin dünyamızın üstüne değişik biçimde dağılmasına yol açar. Bu nedenle dünya üstünde herhangi bir noktadaki sıcaklık, rüzgar ve yağış o yerin iklimine bağlı olarak matematiksel yöntemlerle hesaplananlardan çok değişik çıkabilir.

    Köppen Sınıflandırması

    Köppen sınıflandırmasına göre Ekvator’un iki yanında bulunan tropik yağmur ormanı iklimine A-iklimi adı verilir. Burada yüksek sıcaklık ve yüksek yağış, neredeyse eşit bir biçimde bütün yıla yayılır. Gündüz ile gece arasındaki sıcaklık farkı yaz ile kış arasındaki farktan daha büyüktür. Bu bölgenin kuzeyinde ve güneyinde, periyodik olarak kuraklığın yaşandığı savan iklim bölgesi bulunur. Bütün yıl içinde bir kez birkaç ay süren yağış dönemini bir kuraklık dönemi izler.
    Dönencelerin biraz kuzeyi ile güneyinde düzenli alize rüzgarlarının estiği bölge vardır; alize rüzgarları kuru ve yağmursuz olur. Bu bölge, gece ile gündüz arasında büyük sıcaklık farkının bulunduğu çöl iklim kuşağını (B-iklimi) oluşturur. Çöl kuşağının kuzeyindeki ılıman bölgede C-iklimi egemendir. Orta Avrupa bu kuşakta yer alır, ama bu bölge içinde Akdeniz iklimi ya da Çin’in güneyinde ve doğusunda egemen olan iklim gibi özel koşullar da bulunur. Daha kuzeye doğru gidildiğinde D-iklimi bölgesi gelir; bu, kar ormanları iklimidir. O da kışları soğuk ve yağışlı (Alpler, Doğu İskandinavya, Doğu Avrupa, Batı Sibirya, Kanada) ve kışları soğuk ve yağışsız (Doğu Sibirya) Transbaykal iklim bölgelerine ayrılabilir. Buz ve tundra bölgesi ise (E-iklimi) Antarktika, Grönland, Kuzey Kanada ve Kuzey Sibirya kıyılarını içine alır. Ayrıca Orta Asya’daki dağlık bölge, İskandinavya ve Alaska’ya da yayılır.

    Doğaya Uyumun Ustaları
    Bitkiler ve hayvanlar evrim süreci içinde, kendilerini yaşadıkları bölgelerin iklimine en yetkin biçimde uydurmuşlardır.

    İklim Kuşakları ve Doğal Yapı Bitkiler
    Aralarından bir bölümü birbirinden çok farklı bölgelerde yaşayabilirken, bir bölümü ancak belirli bir ekolojiye bağlı olarak yaşar. İnsana ise yeryüzünün her yerinde rastlanır. Hayvanlarla karşılaştırıldığı zaman insanın belirli koşullara büyük bir uyum sağlamamış olduğu görülür. Gene de Moğol ırkı soğuğa, Siyah ırk sıcağa ve tropikal hastalıklara karşı daha dayanıklıdır.

    Konusu iklim olunca böyle bir anlatım ırkçı ayrımcılık anlamına gelmez. Hem tropik kuşakların nemli sıcak havası, hem de kutup bölgelerinin karanlık soğuğu insanlar üstünde tembelleştirici bir etki uyandırır. Daha ılıman bölgeler rüzgarların ve dört mevsimin düzensizliği ve daha büyük sıcak-soğuk farkları ile kendini gösterir.

    İklim Kuşakları ve Doğal Yapı Hayvanlar
    Özellikle dolaşım rahatsızlığı olanlar başta olmak üzere bu durumdan yakınanlar da yok değildir. Ama onlar bizim bu iklim kuşağına pek çok şey borçlu olduğumuzu unuturlar. Başka birçok şeyin yanı sıra, bu iklim bizi aklımızı ve kas gücümüzü kullanarak çalışmaya zorlar, yiyecek depolamaya yönelik bir ekonomiye yol açar, doğanın kışın dinlenmesine neden olur ve bir numaralı yer altı zenginliği olan suyu yeterince bulmamızı kolaylaştırır.




    En Cok Okunan Yazilar

    02 | Düzlem Düzlem
    07 | Destan Destan
    08 | Paragraf Paragraf
    
    ..:: Online Uyeler ::..
    
    Bi soru sor